Osteoporoz nedir?

Kemikteki mineral yoğunluğunu etkileyen birçok unsur vardır. Kalsiyumdan fukara beslenmek, bazı endokrinolojik hastalıklar, ilaç kullanımı, sigara kullanımı, yaş ve hormonal değişimler şeklinde nedenlerle kemiklerde depolanmış olan kalsiyum çözünür. Kanda kalsiyum düzeyinin düzgüsel tutulabilmesi için en büyük kalsiyum deposu olan kemikler aşındırılır.
-Hangi yaş grubunda daha sık görülür? Menopozdan sonrasında görülme riski niçin artar?
Osteoporoz elbet ileri yaşlarda görülen bir durumdur. 50 yaş üstünde görülme sıklığı artar. Yaş arttıkça sıklık da artar. Hipertiroidi, kalsiyum-fosfor dengesini bozan bazı endokrinolojik hastalık durumlarında daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir. Esasen kemik yoğunluğunun en yüksek olduğu yaş erişkinlik zamanıdır. 30’lu yaşlardan sonrasında kemik yapımı yavaşlamaya adım atar. Östrojen varlığı kemik yapıyı kuvvetli kılar. Menopozla azalan östrojen düzeyi kemikteki yıkımın hızlanmasına niçin olur ve denge bozulur. Menopozun bilhassa ilk 2 senesinde kemik yıkımı oldukça hızlanır. Bu yüzden menopoz döneminde kalsiyum alımının desteklenmesi oldukça önemlidir.
-Kemik erimesi teşhisi iyi mi konur? Hastalık hangi şikayetlerle emare verir?
Düzgüsel röntgenlerde kemikteki ışın geçirgenliğinin artmış olması şüphelendirmelidir. Kemik dansitometresi (DEXA) dediğimiz bir ölçüm yöntemi yaygın olarak kullanılır. Kemik yoğunluğundaki azalma yaş grubuna nazaran ve cemiyet averajına nazaran derecelendirilir. Sapmanın derecesine nazaran osteopeni yada osteoporoz olarak isimlendirilir. DEXA haricinde yeni ölçüm şekilleri de geliştirilmiştir.
-Zıplamak, yürüyüş yapmak ve dans etmek kemik sağlığını korumaya destek verir mu?
Egzersizin her türlüsü kemik sağlığını destek sunar ve kemiğin dayanıklılığını artırır. Hareketsizlik kemik yıkımını artırır. Şu ya da bu yüzden uzun süre hareketsiz kalan kişilerde osteoporoz hızlanır. O nedenle bilhassa kesinlikle yürüyüş yapılması önerilir. Zıplamak, dans etmek, fitness şeklinde sporun ve hareketin her türlüsü faydalıdır. Kemik yapı kullanıldıkça ve hatta darbe aldıkça güçlenir. Örnek verecek olursak, maçlara ve çalışmalarına bir süre ara vermiş olan bir boksör sonraki ilk maçında daha oldukça kırık riski yaşayabilir. Kemik sağlığının korunması için dengeli beslenmeli, hareket etmeli, sigara ve alkolden uzak durmalı, kalsiyum ve D vitamini destekleri alınmalıdır.
-Kemik erimesini önlemede beslenmenin görevi nedir?
Beslenme her mevzuda olduğu şeklinde osteoporozun önlenmesi ve tedavisinde oldukça önemlidir. Kemiğin mineral yapısının kuvvetli olması için D vitamini, kalsiyum ve fosfor almak gereklidir. Ek olarak asidik beslenme kemiklerden kalsiyum yitirilmesine niçin olur. Doğrusu fazla hayvansal protein tüketmek, asitli içecekler, doymuş yağ tüketmek, kızartma seçimi yemekler son ürün olarak bolca oranda asit üretir. Vücut bu fazla asidi böbrekler yöntemiyle atmaya çalışır. Yaşamak için kan PH 7.38-7.42 içinde olmalıdır. Kanın PH derecesinin bazik kalabilmesi için tamponlama mekanizmaları çalışır. Tamponlama mekanizmaları kanı bu aralıkta tutmak için kemikten kalsiyum salınmasına niçin olur. Özetlemek gerekirse alkali beslenme (sebze ağırlıklı, zeytinyağı ve buğulama, kaynatma metoduyla pişmiş yemekler), kalsiyum ve D vitamininden varlıklı beslenme kemik sağlığımız için gereklidir.
-Kemikleri güçlendirmek için süt ve süt ürünlerinin yanı sıra başka hangi gıdaları tüketmek gerekir?
Süt ve süt ürünleri kalsiyum açısından varlıklı olmakla birlikte bazı handikapları vardır. Hayvansal ürünlerin yıkım ürünlerinin asit olması bir taraftan kemikten kalsiyumun yitirilmesine da niçin olmaktadır. Bunun yerine ıspanak, lahana, kuru fasülye, brokoli, bamya, balkabağı, roka, portakal, incir şeklinde sebzelerden ve meyvelerden tüketmek oldukça daha yararlı olacaktır. Badem, susam, chia tohumu, haşhaş ve mercimek yoğun kalsiyum ihtiva eder. Somon ve sardalye şeklinde yağlı balıklar da kalsiyum ve omega-3 açısından varlıklı oldukları için kolaylıkla kucak kucak yenebilir.
-Kahve tüketimi kemiklere zarar verir mi?
Kahve ve çay tüketiminde aşırıya kaçılması bağırsaklardan kalsiyum emiliminin azalmasına ve böbreklerden kalsiyumun kaybedilmesine niçin olduğundan osteoporoz için risk yaratır. Bu yüzden günde 1 fincan Türk kahvesi yada 2 kupa filtre kahve yada 3 bardak çaydan fazla tüketilmemesini öneriyoruz.
-Bu hastalıkta uygulanan tedavi şekilleri nedir?
Ilk olarak tertipli olarak D vitamini ve kalsiyum takviyesi gereklidir. Esasen bu iki temel madde kırık riskini azaltan en mühim desteklerdir. Osteoporozun şiddetli olduğu hallerde bunlara ek olarak kullanılan, verilen kalsiyumun kolaylıkla kemik dokuya tutunabilmesini destekleyen hususi ilaçlardan verilir. Hormonal ve endokrinolojik sistem kaynaklı kemik kaybının tedavisinde mevcut hastalıkların tedavi edilmesi gereklidir.
-Kemik erimesi doğru beslenerek tamamen iyileşebilir mi?
Doğru beslenme osteoporozu önlemekte kafi olabilir bir ihtimal fakat tedavi etmekte yetersiz kalır. Bu yüzden yukarıda saydığımız ilaçlar ve destek sunar verilmelidir. Bunun haricinde egzersiz, yürüyüş, sigara ve alkol tüketiminin azaltılması şarttır.
Spor geçmişi olan kişilerde osteoporoz görülme sıklığı azdır. Bu yüzden her insanın hareketli ve spor içeren bir yaşam sürmesini öneriyorum. Bilhassa çocuklarımızı spora yönlendirmeliyiz.
 

Son Dakika Haberler